Ben Yapmadım

Ben Yapmadım!

İş hayatında, günlük hayatta hepimizin başına gelen ‘Ben Yapmadım’’ demek istediğimiz ama kimseyle paylaşamayıp içimizde yaşadığımız durumlar mutlaka vardır. Bu durumlardan bence hemen hemen herkesin başına gelmiş olan ve sessizce kabullendiğimiz ve ‘BEN YAPMADIM!’ ortak bir hikaye var. Ortak ve yaygın olmasına karşın üzerinde hiç konuşulmaz. 

Herkes bilir, herkes susar. 

Tahmini olan var mı?

Yazının devamında herkesin aklına aynı durumda kaldıkları an’ın geleceğini tahmin edebiliyorum. Ama bir ricam var, yorumlara kendi tahmininiz neydi ve benim anlattığım öyküyü okuduğunuzda ne hissettiniz yazar mısınız? Okumaya üşenirim diyenler için YouTube kanalımda konuyu izleyebilirsiniz, dinleyebilirsiniz, yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Evet, yavaş yavaş konuya girmeye başlayalım. Yapmadığınız bir şey yüzünden suçluluk duyduğunuz. Ya da kendinizi kötü hissettiğiniz oldu mu? Öyle bir durumdur ki ‘Ben Yapmadım!’ Bile diyemezsiniz. Elinizden gelen tek şey bakışlarınızı kaçırmak. Yok olmaya çalışmak. İSYAAAAAAAAAAAN….

Kesinlikle böyle biran var. Ben bu duruma ‘Tuvalet Utancı’ diyorum. Konu üzerine herhangi bir psikolojik inceleme, makale vb kaynak var mı araştırmadım. Uzun zamandır yazsam mı diye düşünüyordum. İş ortamında kahve yanı sohbet döndü dolaştı konu üç harfliye geldi. Hangi üç harfli diye soranlar ‘OK’u alın başına alfabenin ikinci harfini ekleyin. Haliyle gözlerde yaş iki büklüm noktalandı. Karın ve çene ağrısıyla ayrıldık sohbetten.

Öykümüz şu: İş yerinde yoğun bir gün, yetiştirmeniz gereken bir sunum, bir teklif, bir şey var. Kısaca yerinizden kalkacak vaktiniz yok. Hareket yok. Sıvı tüketimi çok. İşe o kadar dalmışsınız ki tuvalet ihtiyacınızı hep öteliyorsunuz. Artık ya gideceksiniz ya ‘Amaaaaaaan…’ diyip salacaksınız. Ben salanı görmedim, duymadım. Patlamak üzereyken kalktınız tuvalete koşturdunuz. Kapı duvar. İçeride bir arkadaşınız klozet üzerinde Instagram takipçi hesabı yapıyor ‘ortalama günde 5 takipçi kazanırsam, yıl sonuna kadar kaç takipçi ediyor?

Beş çarpı otuz yüzelli;

yüzelli çarpı oniki binsekizyüz şahane beşbin takipçim olur…’ Kapıda boyunuz aniden kısalmaya başlıyor. Farkında olmadan katlanıyorsunuz. İnsan çok sıkıştığında katlanabilen bir varlıktır. Hem bedenen katlanır, hem de duruma manevi olarak katlanabilir. Amigdala bir yandan gaz veriyor ‘sal, sal, patlayacaksın, sal, sağlıktan önemli mi?’ Biran sağda solda lavabolara bakınırken yakalarsın kendini. Amigdala’ya söylenip beklemeye, beklerken bükülmeye devam edersin ve o an kapı açılır. 

Kurtuluş. Anında doğrulup içeri girersin. Girmenle bir koku saldırır. Küçük büyük farkını o an anlarsın. Ama ne çare. Bitene kadar nefes almak yok. Tutarsın nefesini ve geliş nedenini gerçekleştirmeye başlarsın. Çok tutmuşsun. Bitmek bilmez, nefes tükendi tükenecek. Bir yol ayrımı daha ya nefes alacaksın, ya yarıda keseceksin, ya zorlayacaksın. Zorlarsın biraz daha bir yandan ‘bit artık’ diye yalvarmaya başlarsın. En sonunda biter. Kalan son nefes kırıntısıyla kapıyı açar taze havayı ciğerine basarsın. Ve hikayenin başlığını söylemek istediğin an bu andır. Kapıda bir başkası çıkmanı bekliyordur. İçeri giderli belki bir dakika bile olmamıştır. İçeride o kokuyla geçirdiğin süre bitmek bilmeyen atık boşaltma işlemin yüzünden sana asırlar gibi gelmiştir.

Kapı açıldığında sana eşlik eden, duymamak için nefessiz kalmayı göze aldığın koku, senin kokundur artık. ‘İçinde ne çürüdü?’ Türevi cümleler kuran bakışlar eşliğinde uzaklaşırsın.

‘Ben Yapmadım’ diyemeden. 

Artık bu utanç son bulsun. Hepiniz adına ben haykırıyorum ‘BEN YAPMADIMMMMMM!’ ‘BİZ YAPMADIKKKKKK!’ Yapan çıksın arkadaş ortaya. Yapma cesaretini gösterip, günün orta yerine yapıyorsan. Ben yaptım de… 

Yapmadığın şeyle suçlanmak kadar insana zor gelen bir durum olamaz. 

Ben yapmadım. Sen yapmadın. 

Kim yaptı?

Sonuç: Yalnız değilsin, herkesin başına geldi. Kimi yaptı kaçtı? Kimi yapmamışken, yaptı sanıldı. Sonuçta birisi yaptı. Ama ‘BEN YAPMADIM!’ 

Çünkü ben evde yapıyorum…

YouTube kanalımda ‘Ben Yapmadım!’ anlatımı ve bu haftanın kitap önerisi olan ‘Tanrı Olmak Zor İş’ ile ilgili yorumlarımı izleyebilirsiniz. Keyifli seyirler, umarım beğenirsiniz, çevrenizle paylaşırsınız, takip edersiniz 🙏🏻🙏🏻🙏🏻

Tanrı Olmak Zor İşİthaki Bilimkurgu Klasiklerinden yayınlanan Sovyetler döneminin bence en güçlü bilimkurgu yazarları Boris ve Arkadi Strugatski kardeşlerin bir solukluk 230 sayfa romanı. Eğlenceli, cesur ve sıkı eleştiren bir bilimkurgu kitabı. Okur yazarların linç edildiği Arkanar Krallığı’nda aydınları kurtarmaya çalışan bir grup asilzadenin hikayesi Tanrı Olmak Zor İş. Neden Tanrı olunmaması gerektiğinin bir panaroması 😎

Etiketler:, , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın