3D Et Baskı: Bir bonfile bas orta az olsun!

3D Et Baskı: Bir bonfile bas orta az olsun!

İnsanın En Güzel Tarihi kitabının 11.sayfasında Dominque Simmonet yeryüzünde hayatın oluşması için birkaç milyar yıl gerektiğini ve insanların ortaya çıkmasından bu yana yalnızca üç yüz yıl geçtiğini söylüyor. ‘Homo Sapiens’lerin sağa sola koşturmasının üstünden ise ancak 100.000 yıl geçti’ diye de ekliyor. Yüz binden 10.000’lere düştüğümüzde tarım ve küçük baş hayvanlar girdi resme. Sonra sanayi devrimi. 

Tüm bu olağanüstü devinim içinde etinden, sütünden, yumurtasından yararlandığımız hayvan nüfusu bizi geçti. Devran döndü bugüne geldik. Ve karbon salınımı başımızın belası oldu. Bugün hayvancılık başımızın belası.

Ben avcı toplayıcı büyüğün en büyüğünün büyüğü büyük büyük babamın ete bayıldığına eminim. Kesin enerji küpüydü ve adrenalin kadar protein de temel ihtiyacıydı. Yani avlayıp yiyebileceği bir hayvanın yaşamadığı bir coğrafyada yaşasaydı kesin en yakın arkadaşını çaktırmadan öldürüp yerdi. Garip mi geldi? Yamyamlık dediğimiz ne ola ki?

Protein ihtiyacıyla yanıp tutuşan insanın kendisinden daha zayıf ve savunmasız gördüğü bir başka insanı avlayıp, mideye indirmesinden başka bir şey değil. Ha bıldırcın ha insan. Amaç protein. Ben et severim. Afiyetle yerim. Orta az sulu bir ete Joe Pantoliano’nun (Matrix filminde kankalarını satan Cypher) verdiği tepkiyi veririm. Tek fark Locke’un çözümlemelerine kafayı takmak. Et yoktur vs. O an et benim için var ve tadı şahane. Sorun et yemekte değil bence. İnsanın hem kendi hem de besin olarak evcilleştirdiği hayvanların sayısını sürdürülebilirin ötesinde arttırması. Sonuç ortada.

Konuyu nereye bağlayacaksın be adam diyorsanız.

Konuyu geleceğe bağlamak niyetindeyim. Gelecek. Değişim. Yok olacak sektörler. Yazımın başlangıcında bazı sayısal veriler paylaşmıştım. Zamanın akışında insanın seyri. Fark ettiniz mi bilmiyorum. İnsan hızlanıyor. Zaman akarken. Artık neredeyse yüz metre temposuyla maraton koşar olduk. On bin yıl ata bindikten sonra kırk elli yılda uçakla uçmaya altmış yetmiş yıl sonra ayda sekmeye başladık. Yüz elli yıl önce araba iki beygirlik posta arabasıydı. Batı vahşileştikçe at sayısı artıyordu. Vahşi ve yerli (ne demekse) toprağın gerçek sahiplerinin oklarından hızla kaçmaktı amaç.

Bugünün en ilginç gelişimi bence arabada falan değil yazıcılarda yaşanıyor. Yazıcı dediğimiz aletle ben tanışalı kabaca bir tahminle 20, 25 yıl olmuştur. Amacı da basitçe şu an yazmakta olduğum yazıyı kağıda aktarmaktı. Bugün silahtan kalp kapakçığına, uçak parçalarından karaciğere bir sürü şey basıyor yazıcılar. 

3D Et Baskı

Bir gün tüp bebek merkezi yerine bugünün ozalit printer baskı merkezlerinin yerini alacak üç boyut baskı merkezlerine gidersek şaşmayacağım. Whatsapp’ta kendi avatarınızı oluşturur gibi tarifleyeceksiniz çocuğunuzu. ‘Biraz bekleyin lütfen!’ diyecek birisi. Sancısız, aşermesiz basılacak çocuğunuz. Kucağınıza alıp agucuk gugucuk gideceksiniz eve. Fazla geldiyse, biraz geriye sarıp et 🥩 başlığımıza dönelim.

Hayvancılık verilerle kanıtlandığı üzere dünyamızın sürdürülebilirliğinin önünde tehdit. Karbon salınımı sıkıntı yaratıyor. Bir süre sonra hayvancılık büyük olasılıkla avcı toplayıcı atalarına öykünen bir grup uyumsuzun, kaçak olarak yaptığı bir iş haline dönüşecek. Amerikan vurdu kırdı polisiye dizilerinin vaz geçilmezi DEA bizdeki adıyla Narkotik kaçak et yetiştiricilerinin peşine düşecek. Bizim kasap eller arkada, kabus!   

Yemcisi, kesimcisi, yetiştiricisi perişan. 

Bazılarınız yok artık. Yeterince oksijen gitmiyor hücrelerine. Benzeri tepkiler verebiliyor olabilirsiniz. O zaman soru kaçınız çantasında çevirmeli telefon taşıyor. Telefonunuzla fotoğraf çekiyorsunuz. Kankanızla görüntülü konuşuyorsunuz farkında mınız? 30 yıl öncesinin bilim kurgusu, bugünün gerçeği. Birileri bugünlerin olacağını söylerken ve buna yatırım yaparken, bazı devler ‘evet evet tabi canım şöyle sağdan uza’ ve benzeri cümleler kurdular.

O cümleleri kuranlar artık yoklar!

Bir sektörün daha sonu gelmiyor. Bir sektör daha başka bir yöne evriliyor. Darwin’e saldırmak yerine etrafınıza bir bakın. Türlerin en güçlüsü değil değişime en hızlı uyum sağlayanı ayakta kalıyor. Vay be Darwin bu nasıl bir taşı gediğine oturtmaktır. Hala mı inanmıyorsunuz. 1940’larda savaş zamanı hangi ülkeler ne durumdaydı listeleyin şimdi hangi ülkeler ne durumda karşılaştırın. Değişime öncülük edenler, değişebilenler, liderler. Beslenmeye hep ihtiyacımız olacak. Protein vaz geçilmezimiz. 

Soru: bu ihtiyacımızı bundan 20 yıl sonra nasıl karşılayacağımız?

‘Oğlum bir bonfile bas Özgür Abi’ne orta az olsun!’ 

‘WTF What’s The Future And Why It’s Up To Us’ Tim O’Reilly’nin kaleminden geleceğin ekonomisi, liderlik anlayışı, geleceğin şirketleri, işleri, yapıcı yıkımları üzerine etkileyici bir çalışma. O’Reilly ‘open source’ ve benzeri bir çok terimi literatüre kazandıran ve ilk ticari web sitesini kuran ön görüleri ile geleceği şekillendiren insanlardan. 

İzlemek isteyenler YouTube kanalıma buradan ulaşabilirsiniz… 

Etiketler:, , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın